KADINA ŞİDDET VE KADIN CİNAYETLERİ-IV

Kadın cinayetleri konusunda, son birkaç yılı inceledim…
Polis Akademisi Başkanlığı, bu konuda güzel bir rapor hazırlamış.
2019 Martında yayınlanan "Dünyada ve Türkiye'de Kadın Cinayetleri 2016-2017-2018 Verileri ve Analizler" adlı bu rapora göre;
Maalesef, Türkiye'de son 3 yılda, 932 kadın cinayete kurban gitmiş.
En çok cinayet İstanbul, Ankara ve İzmir'de işlenirken, hem faillerin hem de maktullerin, yüzde 46'sının ‘ilkokul mezunu’ olduğu belirlenmiş.
Kadın cinayetlerinin yarısından fazlasının ateşli silahlarla gerçekleştiği ve bu silahların yüzde 83'ünün ‘ruhsatsız’ olduğu tespit edilmiş.
Kadın cinayetlerinin yüzde 72,8'i konut ve metruk binalarda, yüzde 15'i ise sokak ortasında işlenmiş.
Kurbanların yüzde 58,5’u evli.
Katillerin yüzde 96’sı erkek, yüzde 64’ü evli, yüzde 57’si vasıfsız işlerde çalışan yâda işsiz…
Yüzde 95’i akraba, eş yada duygusal partner…
Ve en ilginci…
Kadın cinayetleri en çok cuma günleri işlenmiş. Eylül ve aralık ise kadın cinayetlerinin en yoğun işlendiği aylar…
Raporda “Tespitler ve Öneriler” kısmında önemli bazı tespitler var.

  • Alkol ve Madde Kullanımı: Alkol ve madde kullanımının, cinayetin işlenmesinde kolaylaştırıcı bir rol oynadığı görülmektedir
  • Çocuklar: Maktullerden bazıları, çocuklarının geleceğini düşünerek ayrılmaktan kaçınmıştır.
  • Tehdit: Maktullerden bazılarının tehditler karşısında ve öldürülme korkusuyla barışarak, her şeyin düzeleceği umuduyla geri döndükten sonra öldürüldükleri görülmektedir.
  • Ayrı Kalma-Yeniden Birleşme: Özellikle, erkeğin kalacak yerinin olmadığı uzaklaştırma kararlarının, söz konusu olduğu durumlarda, tedbir kararı uygulandıktan sonra eşlerin yeniden fiziksel yakınlığa girmeleri, cinayete giden yolda bir etkendir.
  • Psikiyatrik Bozukluklar: Failin, öldürme eşiğini aşmasında, müzmin psikiyatrik bozukluklar (özellikle kronik şizofreni gibi hastalıklar) önemli bir etken olarak rol oynayabilmektedir.
  • Üçüncü Şahıslarla İlişki: Aldatılma hissi, failin “öldürme bariyerini” aşmasını kolaylaştıran önemli etkenlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
  • Ayrılık Sonrası Çocuklarla Görüşmede Yaşanan Sorunlar: Çocukların özellikle kadında kalması durumunda, çocuğun babasıyla görüşmesindeki anlaşmazlıkların neticesinde fail öldürme eylemini gerçekleştirebilmektedir.
Tespit ve öneriler daha çok 6284 sayılı kanunla alakalı.
Bu anlamda, 6284 sayılı kanun mutlaka yeniden gözden geçirilmelidir.
Özellikle çocukların velayeti, ebeveyniyle görüştürülmesi, kadının beyanın esas alınması, erkeğin evden uzaklaştırılması konusu ve süresiz nafaka…
2012’den beri yürürlükte olan, 6284 sayılı kanuna yapılan belli-başlı eleştiriler ise, kabaca şunlar:
  • Kadının beyanı esas alınıyor.
  • Mahkemeye gerek kalmıyor. Kadının polisi araması yeterli…
  • Delil ve belge aranmaksızın erkek evden uzaklaştırılıyor.
  • Eve bakmıyor yâda bana sesini yükseltti gibi basit nedenlerle evler,  6 ay babasız kalıyor.
  • Aile disiplini ortadan kalkıyor.
  • Bir koca ve bir baba olarak erkek, itibarsızlaştırılıyor.
  • Erkeğin evden uzaklaştırılma süresi 1-6 ay gibi çok uzun bir süre.
  • Babanın çocuklarını görme hakkı, çoğu zaman velayeti elinde tutan anne tarafından engelleniyor.
  • Çocuklarıyla görüşemeyen binlerce mağdur baba var.
  • Babalar çocuklarının karşısına tehlikeli bir suçlu gibi çıkıyor.
  • Velayeti elinde tutan taraf  ‘babaya karşı yabancılaştırma’ çabasına giriyor ve bir süre sonra çocuk babayı istememeye başlıyor.
  • Süresiz nafaka hayatı erkek açısından çekilmez hale getiriyor. Erkek boşansa da uzun süre yuva kuramayacak hale geliyor.
Tüm bunlar koca olarak, baba olarak, birey olarak erkeği ve toplumu geriyor. Onuru, şerefi, itibarı, düzeni alt-üst olan erkek şiddete yöneliyor. 
En acısı ne biliyor musunuz?
Bir taraftan zafer kazandığını zanneden bazı kadınlar feministlerin istismar ağına düşerken, diğer taraftan artan mağdurlar, zaman içerisinde art niyetli kesimlerce kullanılan figüranlar haline geliyor.
Elbette ki, bunların hiç biri şiddeti meşru ve mazur göstermez. Hiçbir şekilde şiddet uygulayan erkeği haklı çıkarmaz.
Ancak yetkililerin bir an önce buna bir çözüm bulması şart.
Öte yandan raporda iki nokta özellikle dikkatimi çekti.
Birincisi, “faillerin ve maktullerin yüzde 46'sının ilkokul mezunu” olması, bir diğeri isesilahların yüzde 83'ünün ruhsatsız” olması…
İkisi de önemli, ikisi de kısmen önlenebilir.
Devlet silah kullanımına sınırlama ve kısıtlama getirebilir. Fakat eğitime gelince bu bir süreç ve politika meselesi…

Selam ve dua ile…

Mücahit KUMANDAVEREN
27.08.2019 / Tatvan

*Tüm hakları saklıdır. Yazarın izni olmadan hiçbir şekilde, çoğaltılamaz, yayınlanamaz, kopyalanamaz.
 


11

Yorumlar

Yorum Yap