KADINA ŞİDDET VE KADIN CİNAYETLERİ-II

Kadına şiddet ve kadın cinayetlerinin birkaç yönü var.
Bunlar üzerinde ayrı ayrı durmak lazım.
İnceleyip,  araştırmak lazım…
Olaya hukuki-örfi, biyolojik, psiko-sosyolojik, sosyo-ekonomik, politik ve dini açılardan bakmak lazım…
Hem eğitim sosyolojisi açısından da irdelemek lazım…
Bunlar mutlaka olmalı…
İşin uzmanları konuyu masaya yatırarak enine-boyuna tartışmalı.
Fakat ben daha çok işin dini yönü üzerinde durmak istiyorum.
Zira insanı frenleyen en önemli güdü, en kuvvetli saik dindir; Allah inancıdır.
Her şeyden önce, Allah’a gerçekten iman etmiş ve Allah’tan korkan bir insan, cana kıyamaz.
Ahiret gününe, cennete, cehenneme, sırata, mizana, hesaba-kitaba inanan bir insan kolay kolay yanlış yapmaz, yapamaz.
Hiç dikkat ettiniz mi? Günlük hayatta “Allah’tan korkmasam…” diye başlayan bir sürü cümle kuruyoruz.
Her şeyden önce, İslam’da öldürmek en büyük günahlardandır, bu bir.
Yani, can almak ve can vermek Allah’a mahsustur.
Namus, kadınlar kadar erkekleri de ilgilendiren bir emirdir; bu da iki.
Ve ilk namus ayeti, erkeklerin gözlerine inen “Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar”(Nur:30) ayetidir, bu da üç.
Haram, haramdır.
Haramın büyüğü, küçüğü; kadını, erkeği olmaz.
Kadına haram olan erkeğe, erkeğe haram olan kadına da haramdır.
Dini emirler hem erkeği, hem kadını bağlar.
Fuhuş yapan kadına fa**** denir de erkeğe denmez mi?
Denir tabi ki.
Bu konudaki yozlaşma, erkeğin kayırılması, ayıbın kadına münhasır kılınması, İslam’ın değil geleneğin suçudur.
Katilleri, canileri, ırz ve din düşmanlarını yetiştiren toplumdur, İslam değil!
En az, katil kadar toplum da suçludur. İnançsız, ruhsuz, kimliksiz, merhametsiz, vicdansız, bencil, öfkeli, pragmatist bu nesli biz yetiştirdik.
Bu nesil bizim eserimiz...
Türkiye’de, kadın cinayetleri konusunda yapılan bir takım çalışmalar, hazırlanan bir takım raporlar ve istatistikler mevcut.
Fakat ‘kadın cinayetlerinde din faktörü' üzerine çok fazla bir şey yok.
Varsa da, ben bulamadım.
Yani şiddete başvuranların, cinayet işleyenlerin ne kadarı normal hayatında gerçek anlamda mütedeyyin, dinine bağlı insanlar olduğuyla ilgili net bilgiler yok.
Fakat ipuçları var…
Bu konuda, Jandarma Genel Komutanlığı’nın internet sayfasında paylaşılan bazı bilgiler var ki, önemli ipuçları içeriyor.
Bu bilgilere göre “Türkiye’de cinayetlerin yüzde 60’ı, saldırıların yüzde 40’ı ve tecavüzlerin yüzde 33’ü” alkol kullanımı ile ilgili.
Bu bile tek başına yeter de artar.
Diğer taraftan, bakmayın siz, karısını öldürenlerin, “namusumu temizledim” gibi dini motifler kullanmalarına.
Bu, tamamen toplum önünde suçunu hafifletmeye yönelik bir girişim…
Bir nevi şov!
Peki, kocası namussuzluk yapan kadının, namusunu kim temizleyecek?
Hem ne demek, temizlemek?
Kim, neyi, hangi yetkiyle temizliyor?
Namusumu temizledim diyen, çok mu namuslu?
Hem, erkeğin yediği haltlar namussuzluk değil mi?
Elbette ki namussuzluktur.
Bu konuda ne diyor İslam?
“Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dininde (hükümlerini uygularken) onlara acıyacağınız tutmasın. Müminlerden bir gurup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.” (Nûr:2)
Var mı burada kadın, erkek ayırımı? Yok...!
Öte yandan, had cezaları bütün müessese ve kurumlarıyla işleyen bir “sistemde ve devletin hâkiminin kararlarıyla uygulanır.
Resulullah (s.a.v.)’in uygulamaları bu şekildedir.
Uygulamada, zina yapanların kendileri ya da yakınları Allah Resulü (s.a.v.)’e gelerek "Allah'ın kitabı" ile hüküm vermesini istemişlerdir.
Yok, öyle keyfi ve ferdi hareketler.
Öyle canı isteyen, zina isnat ederek ulu-orta karısını öldürmez. Buna yetkisi de, hakkı da yoktur. Yaparsa katil olur. Bunun adı cinayettir.
Kimse dinin arkasına sığınıp, suçuna, günahına kılıf bulmasın.
Töreyi İslam diye lanse etmesin.
Hem, dinin hesabımıza gelen hükmünü alıyor, gelmeyeni almıyoruz.
Böyle yaparak, birbirimiz kandırabiliriz.
Ama Cenab-ı Allah’ı asla!
Diğer taraftan…
Biz katilleri besledikçe, hastalıklı ruhları ayıklamadıkça, idam gelmedikçe daha çok canlar yanacak.
Bizi yaratan, bizi bizden daha iyi bilen rabbimiz, "Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır" (Bakara:179), buyurmuyor mu?
Var mı ötesi?  

Selam ve dua ile…


*Tüm hakları saklıdır. Yazarın izni olmadan hiçbir şekilde, çoğaltılamaz, yayınlanamaz, kopyalanamaz.
 


10

Yorumlar

Yorum Yap