KADINA ŞİDDET VE KADIN CİNAYETLERİ-I

Son günlerin derin mevzusu Kadın cinayetleri...
Son derece vahim ve üzücü…
Ehemmiyetle üzerinde durulması, sebepleri ve sonuçları üzerinde kafa patlatılması gereken bir mevzu…
Mutlaka, ama mutlaka buna yol açan sebepler ortaya çıkarılmalı.
Ciddi tedbirler alınarak önüne geçilmeli.
Bir an önce ve hızlı bir şekilde, kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin oranı aşağı çekilmelidir.
Fakat sadece, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri mi?
Elbette ki hayır?
Her türlü cinsel istismar, çocuk istismarı, çocuk cinayetleri, erkek cinayetleri ve uyuşturucu madde bağımlılığı gibi önemli toplumsal sorunlara ciddi bir şekilde eğilmemiz lazım.
Bunda hemfikiriz.
Ancak, bunu nasıl yapacağımız konusunda hemfikir değiliz.
Zira ısrarla, bilerek ve isteyerek, olayları dine yani İslam’a bağlamak isteyen bir takım odaklar var.
Birileri ısrarla ‘öküz altında buzağı’ arıyor.
Yemiyor-içmiyor, yatıyor-kalkıyor ağzından akan salyalarla, İslam’a, İslam’ın kutsallarına ve Müslümanlara saldırıyor.
Dünyayı bilmem, ama Türkiye’de her zaman bu tür olaylarda iki farklı bakış açısı vardır.
Birincisi, gerçekten yüreği yananların, bakış açısı…
Ki, olması gereken budur ve asıl sağlıklı bakış açısı da budur.
İkincisi, kadına şiddeti, kadın cinayetlerini ve bu tür olayları ‘İslam’a bağlama’ çabasında olanların bakış açısı…
Bu, art niyetli, sakat ve hastalık bakış açısıdır.
Nerden anlıyoruz bunu?
Olur-olmaz, mesnetsiz, senetsiz, İslam’a saldırmalarından. Başka?
Sözüm ona, eylemdeyken, pankart taşıyorken, üzüntülü olmaları gerekirken kelle gibi sırıtmalarından.
Bunlar iflah olmaz tiplerdir.
İşleri, güçleri İslam’a ve Müslümanlara saldırmak ve iftira atmaktır.
Bunu geçmişte de yaptılar…
Hala da yapıyorlar ve yapmaya da devam edeceklerdir.
Öte yandan…
Hiçbir zaman, ‘Müslüman eşittir İslam’ değildir.
Müslüman ayrı, İslam ayrı şeydir.
Müslüman’a bakarak İslam saldırmak vicdansızlıktır, büyük bir hatadır.
Sadece kimliğinde İslam yazması, kişinin Müslüman olması için yetemez.
Böylelerine ‘Müslüman değildir’ diyemeyiz belki, ama rahatlıkla ‘Müslümanlık böyle değildir’ diyebiliriz.
Şu halde, karısını öldürdükten sonra, içmeye giden bir alçak üzerinden İslam’a saldırmak adilik değil midir?
Türkiye’de, oldum olası, bazı güruhlarca İslam dini, geri kalmışlığın ana sebebi olarak görülmüştür.
Ve o güruhlarca, halen da öyle görülmektedir.
Türkiye’de halk, bilinçli bir şekilde “Gerçek İslam’dan” yani Kur’an ve Sünnet Müslümanlığından uzaklaştırılmıştır.
Son yüzyılda, ‘Türkiye’ye özgü’ bir ‘İslam modeli’ oluşturulmuştur.
Kısmen de başarılı olunmuştur.
Rahmetli Şerif Mardin buna ‘Folk İslam’ adını veriyor.
Yani kimliğinde İslam yazmakla birlikte Müslüman gibi yaşamayan…
Tabiri caizse zina eden, cünüp gezmeyen; on bir ay içen ama Ramazan'da içmeyen; faiz yiyen, domuz eti yemeyen; teravih kılan, farz kılmayan; sadaka veren, zekât vermeyen; ölünün yanında örtünen, dirinin yanında örtünmeyen…
Bununla da kalamayıp, ‘Vatan, Millet Sakarya’ edebiyatı yapan…
Bu mudur Müslümanlık?                                   
Bu mudur Kur’an’ın anlattığı, Resulullah’ın vazettiği İslam?
Asla!
Bugün giderek artan, kadına şiddet ve kadın cinayetleri, dindarlığın bir sonucu değildir.
İslam’ın eseri hiç değildir.
Bu tamamen din ve namus anlayışının değiştirilmesinin, din ve namus kavramının içinin boşaltılmasının bir sonucudur.
Kurtuluş, İslam’dan uzaklaşmakta değil!
Kurtuluş, İslam’dadır.

Selam ve dua ile…

Mücahit KUMANDAVEREN
27.08.2019 / Tatvan

*Tüm hakları saklıdır. Yazarın izni olmadan hiçbir şekilde, çoğaltılamaz, yayınlanamaz, kopyalanamaz.
 


9

Yorumlar

Yorum Yap