İSLAM’IN KANAYAN YARASI: KUDÜS-IV [MİRACIN ABİDEVİ ŞEHRİ]

Romalılara karşı M.S. 66-73 arasında başlayan büyük ‘Yahudi Ayaklanması’ sonucunda Kudüs ve diğer Yahudi şehirlerinde büyük bir yıkım yaşandı.
Başkomutan Titus, M.S. 70’de kalabalık bir orduyla Kudüs’e girdi. Halkın yalvarmasına bile fırsat vermeden, büyük bir katliama ve yıkıma girişti.
Sur içi Kudüs, tamamen harabeye çevrildi.
Beytülmakdis, temellerine kadar yıkıldı.
Yahudilerin birçoğu kılıçtan geçirildi, kalanlar da sürgün edildi.
Bu, Babil Kralı Nabukadnezzar’dan sonra Kudüs’ün karşı karşıya kaldığı ikinci büyük yıkımdı.
Roma İmparatoru Hadrianus, M.S. 135’te aldığı kararla, Yahudiliğe dair Kudüs’te ne varsa kazınmasını emretti. 
Şehirdeki bütün mabetler, dini işaretler ve semboller yok edildi.
Kudüs bir “Roma şehri” olarak yeni baştan tasarlandı. Sur içine iki büyük cadde inşa ettirildi ve surları yenilendi.
Roma İmparatoru Konstantin, 313 yılında Hıristiyanlığı kabul edince, annesi Helena’yı, Hıristiyan eserlerinin ihyası için Filistin’e gönderdi.
Meşhur Kıyâme Kilisesi ve bugün faal olan birçok Hıristiyan mabedinin temelleri o günlerde atıldı.
M.S 438’de Kudüs’ü ziyaret eden, Yunan İmparatoriçe Aelia Evdoksiya, M.S 70 yılındaki yıkımdan sonra, Kudüs’teki mabet alanında dua etmeleri yasaklanan Yahudilere ilk kez izin verdi.
Bunu üzerine binlerce Yahudi, Kudüs’e göç etti. 
Sâsânîler 612’de önce Suriye’yi, sonra Kudüs’ü aldı.
Bu işgal sırasında Yahudiler, Sasaniler’e yardım edince, karşılığında ‘Süleyman Mabedi’ni yeniden inşa etmelerine izin verdi.
Mirac gecesinde, Hz. Peygamberin (s.a.v) gördüğü işte bu yapıydı.
Müşrikler sorduğunda, Cebrail (a.s), Aksa’yı gözlerinin önüne getirdi, o da gördüğü şekilde Mescid-i Aksâ’nın sütunlarını saydı, kapı ve pencereleri hakkında bilgi verdi.
Ne Muhammed Hamdullah’ın iddia ettiği gibi Aksa manevi bir mescitti ne de bazılarının iddia ettiği gibi Mekke’de uzak bir vadide bulunan bir mescitti.
Eğer öyle olsaydı, müşrikeler bu kadar hayrete düşüp, Kudüs’ü görenleri huzura çağırarak teyit ettirmezlerdi.
Hz. Ömer Kudüs’e varır varmaz, yerini sormazdı.
Kıble, 16-17 ay sonra bir ikindi namazında Kâbe’ye dönmezdi.
Bu kadar İslam âlimi, sultanı, kumandanı uğruna can veremezdi.
Allah Resulü (s.a.v.) hadisinde övmezdi.
Gerçek şu ki;
M.S 628’de Kur’an’da, Rûm suresinde bildirdiği gibi Bizans ordusu, Sâsânîler’e galip gelip,  Kudüs’ü aldı ve kısmen imara başladı.
Fakat imar çalışmalarını bitiremeden,  Hz. Ömer (r.a.) orayı aldı.
Ve Resulullah’ın (s.a.v.) Miraca yükseldiği mescit, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’dan başkası değildi.

Selam ve dua ile…

Mücahit KUMANDAVEREN
16.08.2019 / Tatvan

*Tüm hakları saklıdır. Yazarın izni olmadan hiçbir şekilde, çoğaltılamaz, yayınlanamaz, kopyalanamaz.


10

Yorumlar

Yorum Yap