İSLAM’IN KANAYAN YARASI: KUDÜS-III [KADİM ŞEHİR]

Kadim şehirdir, Kudüs…
Neredeyse 5 bin yıllık tarihiyle yeryüzünün en eski şehirlerinden biri...
Tarih boyunca iki defa tamamen yıkılmış…
Tam yirmi üç defa işgal edilmiş, elli iki defa saldırıya uğramış, kırk dört defa ele geçirilip kurtarılmıştır.
İnşallah bir kez daha kurtarılacaktır.
Tarihe şahitlik etmiş şehirdir, Kudüs!
Hz. İbrahim’i, Hz. İsmail’i, Hz. İshak’ı, Hz. Yakup’u, Hz. Yusuf’u, Hz. Musa’yı ve Hz. Harun’u (Aleyhimüsselâm) ağırlamış, davalarına şahitlik etmiştir.
Hz. Davut’un ahit sandığına, Hz. Süleyman’ın cinlere yaptırdığı tapınağına, Hz. Yahya’nın kesik başına, Hz. Zekeriya’nın testereyle kesilerek şehit edilişine, Hz. İsa’nın (Aleyhimüsselâm) göğe çıkarılışına ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) miracına şahit olmuştur.
Peygamberler şehridir, Kudüs!
Hz. İbrahim (a.s.), hanımı Sârâ’yla birlikte Kudüs yakınlarındaki El-Halil’de yaşamıştır.
Hz. İshak (a.s.) burada doğmuş ve Kudüs yakınlarında vefat etmiştir.
Hz. İbrahim (a.s.), El-Halil kasabasında metfundur, daha sonra buraya Yakup ve Yusuf peygamberler ile Sârâ annemiz de defnedilmiştir.
Hz. Lut’un (a.s.) gençliği, Kudüs çevresinde geçmiştir.
Hz. Musa (a.s.) ve kardeşi Hz. Harun (a.s.), Kızıldeniz yarılıp, İsrailoğullarıyla, Mısır’dan çıktığında, Cenab-ı Allah onlara Kudüs’e gitmelerini emretmiştir.
Hz. İsa (a.s.), Kudüs’e yakın bir yerde doğmuştur.
Tevrat’a göre Hz. Nuh, Kudüs ve çevresini oğlu Ham’a, miras olarak bıraktı. Ham’ın oğlu Kenan döneminde ise ilk yerleşimler başladı.
Bu bölgeye ‘Kenan Diyarı’ denmesi bundandır.
İlk zamanlar Filistin, Mısır’a bağlı bir eyaletken, Kudüs de gittikçe önemli bir şehir haline geliyordu.
Kudüs’ün ilk yerleşimcileri Yebusîler buraya “barış ve esenlik yurdu” anlamına gelen “Uruşalem” dediler.
Bu isim İbraniceye “Yeruşalayim”, Arapçaya “Dârusselâm” olarak geçti.
İsrâiloğulları Tâlût zamanında Filistinlilerle savaşa tutuştuğunda, askerler arasında bulunan Davud isimli bir genç, attığı sapan taşıyla karşı tarafın başkomutanı Câlût’u öldürdü ve savaşın seyrini değiştirdi.
Bu şekilde savaşın seyrini değiştiren Davut, henüz peygamber değildi.
Daha sonra peygamber olan Hz. Davut (a.s.) Kudüs’te ilk bağımsız Yahudi devletini kurdu.
Cenab-ı Allah Hz. Davud’a (a.s) hem peygamberlik hem de hükümdarlık bahşetti ve M.Ö. 1010-970 yılları arasında tam kırk yıl İsrailoğulları’na adalet ve hikmet dağıttı.
M.Ö. 1003’te de Kudüs’ü, resmen başkent ilân etti.
Cenab-ı Allah, Hz. Davut (a.s) gibi, oğlu Hz. Süleyman’a (a.s) da peygamberlik ve hükümdarlık bahşetti.
Kuşlarla konuşan, cinlerle iletişim kuran, rüzgâra hükmedebilen Hz. Süleyman (a.s), insanlık tarihinin gördüğü ve görebileceği en geniş sınırlara hâkim oldu.
Ordusu insanlardan, cinlerden, kuşlardan ve diğer canlılardan oluşuyordu.
Hz. Süleyman (a.s), M.Ö 957’de Kudüs’te, Sion Tepe’sine bugün Süleyman Mabedi olarak bilinen ve kıblesi Kâbe’ye dönük olan büyük mescidi inşa ettirdi.
O zaman elde bulunan Tevrat ruloları, Ahit Sandığı’na konularak bu mescidin içinde özel bir bölümde muhafaza edildi.
Hz. Süleyman’dan sonra devlet, güneyde “Yehuda” ve kuzeyde “Israel” krallığı olmak üzere ikiye bölündü.
Israel, Hz. Yakub’un lakabıydı, Yehuda ise oğullarından birinin adı.
İlk kez, Asur Kralı Sanherip tarafından işgal girişimi yaşadı, Kudüs.
Ancak salgın hastalık baş gösterince, işgal edilemedi ve Sanherip, Ninova’ya döndü.
M.Ö. 610’da Asurluları yerle bir eden Babil Kralı Nabukadnezzar (Buhtnassar), M.Ö. 597’de Kudüs’ü ele geçirdi.
M.Ö. 586’da, Nabukadnezzar’ın emriyle Beyt-i Makdis tamamen yıktırıldı. Kudüs’te taş üstünde taş bırakılmadı.
Kudüs’te yaşayan Yahudilerin tümü Babil’e sürgün edildi.
Tam kırk sekiz yıl sonra Babilliler, Perslere yenilince sürgün bitti.
Pers Kralı Kiros’un 538 tarihli fermanıyla,  Irak’taki birkaç bin Yahudi hariç, 50 bin kadarı Kudüs’e döndü.
On binlercesi ise öldü.
M.Ö. 520’de bazı değişikliklerle, Beyt-i Makdis, ikinci kez inşa edildi.
Pers Kralı I. Artaserhas’ın, Yahudi danışmanı Nehemya M.Ö. 445’te sadece 52 günde Kudüs’ün etrafını surlarla ve kapılarla çevreledi.
Makedonya Kralı Filip’in oğlu Büyük İskender, M.Ö. 336’da babasını öldürüp Makedon Kralı olunca,  İran seferine çıktı. M.Ö. 332’de Kudüs’ü ele geçirdi, ancak hiçbir zara vermedi.
Roma’nın büyük komutanlarından Pompey, M.Ö. 63’te, Kudüs’ü ele geçirdi. Süleyman Mabedi’ni tarumar etti.
Birçok Yahudi buna dayanamayarak intihar etti.
M.Ö. 40’da, 33 yaşında Filistin valisi olan Arap asıllı Herod, Kudüs’ü baştanbaşa yeniden imar etti. Beyt-i Makdis’i adeta yeniledi.
İmar çalışmaları tam 80 yıl sürdü ve M.S 63 yılında bitti.
Bugün “Mescid-i Aksâ” olarak bilinen, tam 144 dönümlük sahanın sınırları, Herod zamanında örülen duvarlarla belirlenmiştir.

Selam ve dua ile…

Mücahit KUMANDAVEREN
16.08.2019 / Tatvan

*Tüm hakları saklıdır. Yazarın izni olmadan hiçbir şekilde, çoğaltılamaz, yayınlanamaz, kopyalanamaz.
 


11

Yorumlar

Yorum Yap