İSLAM’IN KANAYAN YARASI: KUDÜS-II
[SULTAN SELÂHADDÎN-İ EYYÛBÎ VE KUDÜDS'ÜN FETHİ]

Sultan Selahaddin…
Adil, yiğit, cesur ve korkusuz kahraman!
Miladi 1138’de Irak’ın, Tikrit şehrinde doğdu.
Doğduğunda, babası Necmeddin Eyyub, Tikrit valisiydi.
O zamanlar Tikrit Selçuklu’ya bağlıydı.
İmâdüddin Zengî’yle dost olan babası, Selahattin’in doğduğu yıl aşiretiyle birlikte Tikrît’ten ayrılarak Musul’a yerleşti ve Zengî’nin hizmetine girdi.
İmâdüddin Zengî vefat edince, yerine geçen oğlu Nureddin Zengî, Selahattin’in babası Necmeddin Eyyub’u, Dımaşk valiliğine, amcası Şîrkûh’u da ordu kumandanlığına tayin etti.
Böyle bir ortamda, şehzade gibi yetişti ve iyi bir eğitim gördü Selâhaddin.
Genç yaşlarında Haçlılar’a karşı yapılan seferlere katıldı.
Fâtımî Halifesinin daveti üzerine, amcası Şîrkûh’la bitlikte 564 yılında, yanlarındaki kuvvetlerle birlikte Kahire’ye girdi.
Fâtımî Halifesi Âdıd-Lidînillâh, bu sırada öldürülen Şâver’in yerine Şîrkûh’u vezir tayin etti.
Şîrkûh iki ay sonra ölünce, Halife Âdıd, onun yerine 31 yaşındaki yeğeni Selâhaddin’i “el-Melikü’n-Nâsır” unvanıyla vezir tayin etti.
Abbâsî halifesi 1175’te, Selâhaddin’in Mısır, Suriye ve el-Cezîre üzerindeki hâkimiyetini tanıyınca, Sultan Selâhaddin bağımsızlığını ilân edip kendi adına hutbe okutmaya başladı.
Bu şekilde, Kudüs’ün fethine giden yol da açılmış oldu.
Bundan sonra, tümüyle Kudüs’ün fethine yoğunlaştı.
Bir an olsun aklından çıkmıyordu, Kudüs.
Artık sadece Kudüs’ü düşünüyor, Kudüs’le yatıp, Kudüs’le kalkıyordu.
Ne zaman bir meclis kurulsa, dönüp dolaşıp sözü Kudüs’e getiriyordu.
Nureddin Zengi, ölünce topraklarını devletine kattı.
Kısa bir zamanda, çevresindeki irili-ufaklı diğer emirlikleri de birer birer kontrol altına alarak, kısmi İslam Birliğini sağladı.
Uyuyamıyordu, Sultan Selahaddin.
Kubbetu’s-Sahra’nın tepesindeki haçı düşündükçe kahrediyordu.
15 Temmuz 1099 cumasında, hunharca katledilen Müslüman kadınların ve çocukların çığlıkları rüyasına giriyordu.
En çok ta, Kerek prensi zalim Chatillonlu Raynald’ın, Hacdan dönen Müslüman kafilesine saldırırken söylemiş olduğu “Muhammediniz nerede? Gelsin de sizi kurtarsın” sözü dokunmuştu ona.
Kerek prensinin başını vurmak, için sabırsızlanıyordu.
Artık Kudüs’ü geri almanın zamanı gelmişti.
Tüm İslam âlemine haberler uçurdu.
Büyük bir ordu hazırlattı.
İlk darbeyi Hıttin’de vurdu, Selahaddin.
Taberiye Kalesi’ni alarak, Haçlıları Hıttin’e çekti.
Taberiye Gölü’nden çıkan Ürdün Nehri’ni arkasına alarak Haçlıların suya ulaşmasını engelledi.
Sıcak bir temmuz gününde, sıcaktan ve susuzluktan kırılan Haçlı ordusunu, Taberiye kalesi yakınında bulunan Hıttin köyü ve Hıttin Tepesi civarında sararak, imha etti.
Akka Kardinalini öldürdü, sözde İsa'nın üzerinde olduğu Gerçek Haçı ele geçirdi.
Haçlı ordusu darmadağın edildi. Kimine gör 30 bin, kimine göre 17 bin haçlı askeri öldürüldü, bir o kadarı da esir alındı.
Esirler arsasında, Kudüs Kralı Lüzinyanlı Guy’la birlikte, birçok Haçlı kontu ve en önemlisi Peygamberimize hakaret eden Kerek prensi Chatillonlu Raynald’da bulunuyordu.
Sultan Selahaddin,  Kerek prensine yeminliydi.
Çadırına çağırtıp Müslüman olmasını teklif etti, kabul etmeyince de bir kılıç darbesiyle başını uçurdu.
Sonra başını eline alarak dışarı çıktı ve “işte, Peygamberimize küfreden cezasını çekti. Ben bu konuda, Peygamberin vekiliyim” dedi.
İslam’a girmeyi kabul etmeyen Tapınak Şövalyelerinin ve Hospitalier’in (keşiş-asker) hepsini öldürdü.
Ardından Hıttin’de bulunan Şuayip (a.s)’ın kabrini ziyaret etti.
Üç ay içinde Akka, Nablus, Yafa, Aşkelon ve Beyrut’u aldı.
Nihayet Kudüs önüne gelip karargâh kurdu. Mancınıkla saldırarak kuzey surlarını yıktı ve içeri girdi.
Mescid-i Aksâ’ya zara vermek istemiyordu; o yüzden hassa davranıyordu.
Kuşatma 12 gün sürdü.
Sonunda, şehri savunan İbelinli Balian emân için Selahattin’le buluştu.
Emân vermezse, elindeki 4 bin kadar esir Müslüman kadın ve çocukları öldüreceğini, Kubbet-us Sahra’yı yıkacağını söyledi.
Sadece bunla kalmayıp eşyaları ve malları yakarak telef edeceğini, evleri ve güzel mekânları tahrip edeceğini, kendi kadın ve çocuklarını öldürerek onunla ölünceye kadar savaşacağını söyledi.
Sultan Selahaddin, adil ve merhametliydi. Bu yüzden emân verdi.
Kan dökülmeden Kudüs teslim aldı.
Bir cuma günü, namazdan önce Kudüs’e girdi.
İlk olarak, Mescid-i Aksa haçlardan ve domuzlardan temizlendi.
Kubbet-us Sahra yıkanarak üzerine gül suyu ve misk serpildi. Tepesinde bulunan haç indirilerek yerine hilal takıldı.
Nûreddin Zengi’nin yaptırdığı meşhur minber yerine konuldu…
Ellerine dert görmesin…
Yüreğine sağlık, şarkın en sevgili sultanı!
Allah’ın rahmeti üzerine olsun, ey Sultan Selahaddin!
Kudüs’ü güldürdüğün gibi rabbim de seni güldürsün.
Allah Azze ve Celle, seni Resul-ü Ekrem’e komşu eylesin.
Ey Sevgili!
Sultan Selahaddin!

Selam ve dua ile…

Mücahit KUMANDAVEREN
16.08.2019 / Tatvan

*Tüm hakları saklıdır. Yazarın izni olmadan hiçbir şekilde, çoğaltılamaz, yayınlanamaz, kopyalanamaz.


12

Yorumlar

Yorum Yap