GENÇLİK ÜZERİNE-III [ TEHLİKELER & TEHDİTLER ]

Dünyayı ve Türkiye’yi bekleyen en büyük tehlike dinsizliktir.

Son yüzyılda dünya genelinde dinden uzaklaştırma ve dinsizleştirme (pozitivizm) bir batı politikası olarak kademeli bir şekilde uygulanmış, halen de uygulanmaya devam edilmektedir. Son 15-20 yıla kadar dinden uzaklaştırma ve dinsizleştirme bizzat bazı kesimler (vesayetler) eliyle yapılmışken, 15-20 yıldan bu yana bu işlev görsel ve işitsel medya; televizyon, gazete ve internet (sosyal medya) vasıtasıyla topyekun yerine getirilmektedir.

Dünya genelinde ve Türkiye’de; dizi filimler, çizgi filimler, sinema filmleri, şarkılar, klipler yoğun bir dinsizleştirme propagandası yapmaktadır. Tüm bunların bir projenin parçası olduğu, başka odaklarca finanse edildiği su götürmez bir gerçektir.

En muhafazakâr(!) kanallarda gösterilen diziler adeta aklımızla alay etmekte; edep, ahlak, namus sınırları sonuna kadar zorlanmakta, dinin tüm kutsalları yerle bir edilmekte ve ayaklar altına alınmaktadır.
Gerçek şu ki; dünya kademeli olarak “tek din, tek dil, tek devlet”e zorlanmaktadır.

Oysa din; hayatı yaşanabilir kılan, yaşamı anlamlı hale getiren yegâne şeydir; olmazsa olmazdır.

Şüphesiz din yıkılırsa, aile yok olur. Aile yok olursa nesil biter. Dinin ve neslin korunması İslam’ın ana gayelerindendir. İslam, şu beş şeyin korunmasını gaye edinmiştir. Can, din, akıl, nesil ve mal. Hemen hemen bütün emir ve yasaklar bu beş şeyi korumaya yöneliktir.

Son yıllardaki ihmaller, yanlış uygulamalar ve Müslümanlardaki rehavet sonucu çocuklarımız ve gençlerimiz giderek dinden uzaklaşmış, ahlaken çökme noktasına gelmiştir.

Hayatı boyunca üç beş tercüme kitap okumuş, üç beş şarlatanı dinlemiş sürüyle çakma aydın ve bilge; gençlerin aklını çelmek için pusuda beklemekte; ateizme, deizme, dinsizliğe örtülü olarak prim vermektedir.

Âlimleri itibarsızlaştırarak, Hadise ve Peygambere; Peygamberi (haşa) itibarsızlaştırarak vahye dil uzatmanın hesabın yapmaktadır. Nihayetinde varılmak istenen nokta, amaçlanan şey Allah’ın (haşa) gücünü ve yetkisini sorgulamak; Allah’ı hayattan dışlamaktır; yani deizm.

Gençlerin gittikçe dinden uzaklaşması, İslam’a yabancılaşması, Allah inancının zedelenmesi, deizme kayma, uyuşturucu kullanımının ilkokul yaşındaki çocuklara kadar inmesi, çocuk yaştakilerin terör örgütleri tarafından kullanılır hale gelmesi, artan boşanmalar sonrası aile ortamından ve anne-baba sevgisinden mahrum kalan çocuklar bugünün ve geleceğin en büyük sorunlarını teşkil etmektedir.

Müslüman anne ve babalar olarak hepimiz bundan sorumluyuz.

Herkes hiçbir maddi karşılık, makam ve mevki beklemeden elinden geleni yapmaya mecburdur.
Yarın mahşer günü Allah’ın huzuruna çıktığımızda başımızın dik, alnımızın açık olması için elimizden geleni bugünden yapmak zorundayız.

Bu konuda Müslüman olduğunu iddia eden herkesin bir mesuliyeti vardır. Özellikle âlimlerin, imamların, hocaların, öğretmenlerin, akademisyenlerin ve ilim adamlarının sorumlulukları son derece büyüktür.
Biz geçmişte; görevimizi tam olarak yapmadığımız, sorumluluğumuzu tam olarak yerine getirmediğimiz için FETÖ gibi örgütler cirit atma fırsatı buldu. Bundan dolayı dinde bozulmalar yaşandı, gençler dinden uzaklaştı, çocukların ahlakı bozuldu…

Mehmet Zahit Kotku’nun (r.a) ifade buyurduğu gibi; ‘Cemaatler cemaate değil, cemiyete adam yetiştirmelidir.” Biz cemiyete adam yetiştirmediğimiz için bu haldeyiz ve yetiştirmediğimiz sürece de bu halden kurtulamayız.

Bir şeyler yapmadığımız takdirde daha da kötü bir duruma gelmemiz kaçınılmazdır.

Selam ve dua ile…

Mücahit KUMANDAVEREN    
01.08.2019 / Tatvan

*Tüm hakları saklıdır. Yazarın izni olmadan hiçbir şekilde, çoğaltılamaz, yayınlanamaz, kopyalanamaz, .


21

Yorumlar

Yorum Yap