GENÇLİK ÜZERİNE-I [MESULİYET]

Beni İslam'la şereflendiren, kulu ve Resulü Hz. Muhammed’in (s.a.v) ümmetinden kılan Allah’a hamdolsun.

Hz. Ömer’in dediği gibi “En büyük şöhretim Müslümanlığımdır.”

Ben bir Müslümanım. Bunu dil ile söylüyor kalben de tasdik ediyorum. İslam’ı kendi irademle, bilerek ve isteyerek, bedenen ve ruhen seçtim. Müslümanlığımın bana yüklemiş olduğu bir sorumluluğum var ve ben bunun farkındayım. Ben yaşadıkça da bu böyle olacaktır.

Dünya bir imtihan dünyasıdır.

Dünya var oldukça iyiler ve kötüler de var olacaktır. Şeytan var oldukça her zaman ve her yerde yanlış yapanlar, batıla sapanlar da var olacaktır.

Eğer bir yerde batıl varsa orada batılın karşısında duran, hakkı tutup kaldıran da olmalıdır. Eğer bir yerde yolunu şaşıranlar varsa yolu gösterecek birilerinin olması zaruridir.

O halde yeryüzünde inkâr ve hıyanet oldukça; doğru yoldan sapanlar,  ezilenler ve itilenler var oldukça Müslümanın da sorumluluğu, vazifesi devam edecektir.

“Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Âmir memurlarının çobanıdır. Erkek ailesinin çobanıdır. Kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve hepiniz idare ettiklerinizden sorumlusunuz.” hadisi düsturunca biz Müslümanlar da başta ailemiz, mahallemiz ve şehrimizden sorumluyuz.
Sadece ailemizden ve şehrimizden değil; gücümüz, kudretimiz, bilgimiz, sahip olduğumuz mevki ve makam nispetinde ülkemizde ve dünyada olanlardan da sorumluyuz.
Allah-u Teâlâ Ali İmran suresi 110. ayette şöyle buyuruyor; "Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyar ve Allah'a iman edersiniz."
Yine Maide suresi 79. Ayette; “İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları ne kötüydü!” buyuruyor rabbimiz.    
Ve yine Resülullah (s.a.v) şöyle buyuruyor; ”Güzel bulduğun şeyi yaparsın, kötü bulduğun şeyi de terk edersin. Kendi yakınlarının hallerini düzeltmeye yönelirsin." (Buhari, Salât, 88)

Nitekim Resülullah (s.a.v), İsrailoğulları arasında kötü davranışların yaygınlaşmaya başlamasını şöyle tasvir etmiştir:

"(Onlardan) bir kimse günah işleyen birine rastladığında ona ‘Allah’tan kork! Bu işi yapma, sana helal değildir’ der, ertesi gün onu aynı halde görse de onunla birlikte oturabilmek ve yeyip içebilmek için artık ikaz etmezdi. Hepsi böyle yapar hale gelince Allah onların kalplerini de (ahlâk ve duygularını da) birbirine uygun hale getirdi.

Hz. Peygamber bu açıklamayı takiben Maide suresi 79. ayeti okumuş sonra da şöyle buyurmuştur:

Aman dikkat edin! Allah’a andolsun sizler de ya iyiliği emredip kötülükten sakındırır ve zalime zulmünden vazgeçinceye kadar baskı yaparsınız ya da Allah sizin de kalplerinizi birbirine benzetir, onlara lânet ettiği gibi size de lânet eder.” (Tirmizî, Tefsîr,6)

Merhum Nurettin Topçu’nun da ifade ettiği gibi;  “Bizim hareketimiz mesuliyet hareketidir; davamız hayata uymak değil, hayatımızı hakka uydurmaktır.”

Selam ve dua ile…

Mücahit KUMANDAVEREN    
01.08.2019 / Tatvan

*Tüm hakları saklıdır. Yazarın izni olmadan hiçbir şekilde, çoğaltılamaz, yayınlanamaz, kopyalanamaz, .


 


16

Yorumlar

Yorum Yap